10 Aralık 2011 Cumartesi

Yakamoz Chapter 2 - Kış


Sonunda olmuştu! "müzik" bahanesiyle daha yakın, daha sık beraber olacaktı onunla! Derin hocalar sorduğunda, o her zamanki sıkılgan tavrıyla "olur" deyince Ayça'nın sevinci kursağında kalmış olsa da ilk provadan Derin'in coşkusunu hissetmişti ya, dünyalara bedeldi o işte. Okulun bahar şenlikleri için 5 ay öncesinden çalışılmaya başlanacaktı. Akustik konsere bass ve bateri son iki ay katılacaktı. Okuldan sonra ikisi provalara kalıp çalışıyorlardı ve bu durumdan herkes memnundu. İlk provada diz dizelerdi, ikincide de öyle, ve sonrakilerin tümünde.. Eve beraber gidiyorlardı. Yine her zamanki gibi provadalardı, Derin sohbet etmek ister gibi duruyordu. "Sence nasıl olacak konser?" diye sordu akustik gitarını bir kenara bırakıp kocaman kahverengi gözlerini Ayça'ya dikerek. "Güzel olacak bence" bakışlarını gözlerinden uzak tutması gerektiğini biliyordu. Ama yine de yukarı kaldırdı başını.Göz gözelerdi. Ayça eridiğini hissetti içinde bir şeylerin, daha sıkı bağlandığını ve düğüm atıldığını hissetti. Derin ne yaptığını bilmeyerek yaklaştı, yüzyüzelerdi. Ayça Derin'in şeker kokan sıcak nefesini hissedebiliyordu. "Güzel değil, mükemmel demelisin" diye fısıldadı bayıltıcı tebessümüyle Derin, ve önceki pozisyonunu aldı. Prova bittiğinde beraber yürüyorlardı. Ayça Derin'in koluna girdi. "Parfümünü mü değiştirdin?" nasıl farkedebildiğine şaşırarak "Evet" dedi ayça. "O kadar dalgınım ki, tüm provada yanımdaydın ama daha yeni farkettim. Eskisini beğeniyordum ben." Ayça bayılmak üzere olduğunu hissederek gülümsedi. Kahrolası her zaman aşırı utangaç olmuştu. "Hadi gel bu dalgınlığımı sana milkshake ısmarlayarak affettireyim." "Hayır demem açıkçası" dedi Ayça ve McDonalds'a doğru yöneldiler. "Şubat soğuğunda yaptığımıza bak!" diye kıkırdadılar.
DERİN
Şubat ortası kafede oturup arkadaşlarıyla muhabbet etmek gibisi yoktu. Kazağına sinen sigara kokusunun her zerresinden nefret etti tekrar. "Derin, şu kızla ne yapıcaksın, ne var aranızda" diye kıkırdadı arkadaşları. "Hangi kız be?" cevabı adi gibi biliyordu. "Ayçayı diyorum be. Haftada 3 gün berabersiniz. Kendine düşünmüyorsan bari Baran'a ayarla da sevinsin çocuk" "Evet oğlum kız çok güzel olmasa da muhabbeti güzel, gideri var yani." Az önce damarlarında jet hızıyla yayılıp kaybolan şey kıskançlık mıydı? "Bakarız ya, benim gitmem lazım sonra konuşuruz" dedi ve gitti. Düşünüyordu. Düşünmemeye karar verdi. Aradı. Telefon her çalışında kalbi biraz daha sesli atıyordu. "Alo?" dedi hırıltılı bir ses. "Ayça? Derin ben" "Derin.. Sesim kısıldı, shake'den olsa gerek. Çok moralim bozuk." "Ama bugün buluşacaktık?" "Sesim yok neden buluşalım ki?" Düşünmemeliydi, düşünmemeliydi "Lütfen.. Telafi etmek istiyorum. Benim yüzümden oldu ne de olsa ve suçlu hissediyorum."
Bir saat sonra kafede yanyana oturmuş, dokunulmamış sıcak çikolatalarından tüten buharı izleyerek muhabbet ediyorlardı. Ayça birden doğrularak "Sigara mı içiyorsun sen?" dedi. "Hayır nerden çıkardın ki" aptal kazak.aptal kazak. aptal kazak. "Kazakların hep sigara kokuyor da ondan" "Baran, Teo falan içiyo ya, yanlarında duruyoruz biz de işte. Baran'la tanışıyor musunuz bu arada? Bassist o da" kahretsin NE HALT YİYORUM BEN?!
AYÇA
Burdan hemen gimeliyim-burdan hemen gitmeliyim-BURDAN HEMEN GİTMELİYİM! "Ah hayır tanışmıyoruz ama duyuyorum adını. Tatlı çocukmuş" konuyu değiştirmeliyim.başka bi şey.. Kazağını çıkarırken bile ne kadar mükemmel.."Senin ne çok kazağın var böyle!" "Evet kazaklara bayılıyorum, bunu atmalıyım ama. Bu koku hayatta çıkmaz. Yazık en sevdiğim kazağımdı bir de." Ayça kazağı elinden kaptı "Ben hallederim. Sakın atma. Sana çok yakışıyor."
Eve girdiğinde doğruca odasına gidip kapıyı kapattı. Kokuyu içine çekti. O kadar güzeldi ki kokusu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder