23 Aralık 2011 Cuma

Yakamoz chapter 4 - Peri Masalı


Ertesi gün okula giderken "Derin'i görmeliyim.." diye düşündü hep. "Derin'i görmeliyim, Derin'i görmeliyim, Derin'i görmeliyim.." Derin yoktu.. Sonraki günlerde de gelmedi okula. Aradığında cevap alamadı, meşgule aldı Derin onu. 1 Hafta sonra okula geldi. Gözleri şişti ve uykusuzluk moru vardı altlarında. Yanına gitti, sarıldı. Derin ona sarılmadı geri. Bitkin görünüyordu. "Neyin var Derin?" hasta görünmesine rağmen son derece çekici olan yüzünü elleri arasına aldı, "Bir şeyim yok" diye mırıldandı yüzünü Ayça'nın ellerinden kurtararak Derin.
Sonraki haftalar öyle geçti. Ayça çok aşıktı. Bu aşk içine batıyor, kanatıyor ve canını yakıyordu. Her gece yastığa akan gözyaşlarını yansıtmadı Derin'e ama. Son derece katı davranmaya dikkat etti. Bazen ona kaküllerinin altından bakarken gözleri buluşuyor, elektrik çarpmışcasına aniden çekiyorlardı bakışlarını birbirlerinden. Ayça hep dalgındı. Üzgün ve dalgın. Ayça'nın canı yanıyor ama sesini çıkaramıyordu işte.

Günler, haftalar aylar geçti, Derinin bir sevgilisi olduğu dedikoduları dolaşıyordu okulda. Kızlar öğle arası oturmuş bir şeyler içerken Ecem söylemişti bunu onlara. "Derin'in sürekli aynı kızla dolaştığını söylediler, bu görülmemiş bi şey!" "Evet evet kız manken gibiymiş dediler. Amaaan, bu kadar abarttıklarına bakma, kesin çirkindir" Ayça tuvalete gitmesi gerektiğiyle ilgili bir şeyler mırıldanarak aniden kalktı masadan. Tuvalete giderken onları gördü. Kız Derin'i ziyarete gelmişti belli ki. Tuvalete koştu. Boş bir kabine girdi, klozetin kapağına oturdu, dizlerini karnına çekti, kıkırdayan kızları duymamak için elleriyle kulaklarını kapattı ve izin verdi gözyaşlarının yanaklarına süzülmesine. İçinden bir şeyler kopuyor, hayır hayır, içini bir şeyler deşiyor, parçalıyordu. Gözyaşları ise yaralarına tuz oluyor daha da yakıyordu canını.

Gözlerini açtığında hastanedeydi. Kolları ve bacakları kahverengi deri kayışlarla yatağa bağlanmıştı. Yanında en sevgili arkadaşları olduğunu gördü anlık bulanıklıktan sonra. Belin, Ecem, Nehir, Ayşe.. Dördü de ağlamıştı belliydi. "Uyandı!!" diye çığlıklar atıp seviniyor, birbirlerine sarılıyorlardı. "Kızlar" dedi tüm yorgunluğuyla, "sakin olun, ne oldu?" Önce birbirlerine söylesek mi, söylemesek mi bakışı attılar. Ecem kızlara omuz silkip anlatmaya başladı. "Tuvalete gittikten sonra sinir krizine girmişsin galiba. Çığlıklar atmış, saçlarını yolup etrafa ve kendine zarar vermeye başlamışsın. O sırada bizi çağırdılar. Geldiğimizde Sevda seni uyandırmaya çalışıyodu." Nehir araya girdi "Ayça neye sinirlendin o kadar? Biri bi şey mi yaptı? Yaklaşık 2 aydır bir garipsin zaten. Nolur söyle, neyin var?" Neyi vardı? Neyi vardı ki daha önce hiç olmayan bir şey gelmişti başına?

Hastaneden 5 gün sonra çıktı. Psikolojik bir sorunu olduğu söylenmiş, her hafta 1 defa uğraması gerektiği vurgulanmıştı. Okula gitmekteki tereddüdünü kimseye hissettirmemeye çalıştı. Evde olduğu süre zarfında bir şeyler yazıyordu. Sadece ama sadece yazıyordu.
"Şehrazatın olmayı dilerdim... Masallarımı dinle, uyuyakal, kalbni bende bırak.. Doğru sana masallar yazdığım. Bir varmış bir yokmuşla başlayıp gökten 3 elma düşüren masallarım. Şehrazatın olmayı diliyorum dilemesine de, ben seni kahramanlar gibi sevecekken, masalı bitiren sen oluyorsun hep.. Belki uyuyup kaldığındandır her seferinde. Rüyalarında devam ettiriyorsundur masallarımı belki de.."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder