Küçüklüğüme götürüyorum sizi. Ben Karabük'e yerleşen Ankaralı bi ailenin kızıyım. Ailenin tek çocuğu, anne tarafının ilk torunu, baba tarafının tek okuyan çocuğunun ilk çocuğuydum o zamanlar. sene 98/99 falan.
Şimdi sokaktan geldim. Annem valizi yatağın üzerine koymuş eşyaları topluyor, babam okuldan henüz gelmemiş muhtemelen son karneyi birazdan verip buraya doğru yola çıkacak. "Bi yere mi gitçez?" dememe kalmadan "Ananeye gidiyoruuuuz" diyor annem. Sevinçten üzerimin tozu toprağıyla yatağın üzerinde zıplamaya başlıyorum ama annemin dayağı geliyor hemen. Banyoda annem beni temizleyip paklarken sabun kaçmasın diye sıkı sıkı yumduğum gözlerimin altından sorular soruyorum anneme: "Anne, bağa gitçez de mi? Çünkü hürkentte çok sıkıyorum ben. Nurahmet var taam ama o hep boyum kısa kalsın diye kafamın üstünden atlıyo. Annneea Fatih Dayım da olcak mı? Bana oyuncak veriyo de mi hep. Çok seviyorum onu ben."
Şimdi otobüsteyiz. Ben her zamanki gibi geziyorum koridorda. Çay istiyorum ama sen çocuksun diye vermiyorlar. Yine kola içip kocaman gözlerimle etrafı inceliyorum. Yolculardan bazıları yiyecek veriyorlar. "Sen de mi ananemgile geliyosun? Ananemlerin bağında büssürü meyve var bi de civcivlerle köpek var biliyo musun? Ben en çok şeftali seviyorum anaaaanem kovayı koyuyo önüme yiyorum hep büssürü. Bi de benim vişne ağacım var. Büyükbabam bana dikti o ağacı çok güzel ağaç. Ama arı kovanlarının olduğu yerde, o yüzden korkuyorum ben, gidemiyorum bakmaya. Beni arı ısırdı biliyo musun çok acıyo hep."
Şimdi arabadan indik, bağa en önce ben giriyorum bağın duvarlarla çevrili dış kapısından. "hu huuuuuuu anaaaaneeeeeee, bil bakalım kim geldiiiiiiii" diyerek evin önüne kadar koşuyorum. Ananem yine bir şeylerle meşkul ama hemen elini yüzünü silip kocaman gülücüğüyle kucaklıyor beni "kızım gelmiiiiiiiş! Çok özledim seni ben, bakıyım, kocaman olmuşsuuuun" diye sarılıp öpüyor beni. "Anaaaane biliyo musun doktor bana beş tane iğne verdi ama ben hiç korkmadım. Korkmadım diye bakkal Mustafa Amca'dan oyuncak aldı babam bana. Bi de sanem rabişle oynatmıyo beni. Kendi oynuyo hep. Sanki onun arkadaşı yaaaaa. Ben de Selcan ablamlan oynuyorum bisiklete biniyorum bi de bitane ağaç var duvarın dibinde upuzuun dalları var onlara tutunuyoruz tarzan gibi oynuyoruz ama yaşar amca yakalarsa kızıyo kaçıyoruz biz de.."
Akşamları annem ananem dayım ben oturuyoruz kapı önündeki "veranda" misali yerde. radyo açık. "sıradaki şarkı benim!" diyor annem. Böyle böyle geceyi ediyoruz yine. Yatmak için üst kata çıkıyorum şimdi. bizim odamız için de 2 basamaklı bi merdivenden daha çıkıp 3 basamaklı başka bir merdivenden inmek gerekiyor. Annemle "kokuş kokuş" yatıyoruz.
tontoş yastığımın "iyi geceler nonoş" kısmından başımı kaldırıp "günaydın tontoş" kısmını çeviriyorum. annem çoktan uyanmış. Aşağıya inip çizgifilm açıyorum. Dayımla çizgifilm izliyoruz hep.
sonsuza kadar devam edebilirdim ama çok uzun oldu okumaya üşenebilirsiniz :D devamını başka zaman artık :)



sen de nasıl bir hayal dünyası var yaaa..hayran kaldım inan :))
YanıtlaSilyeni gördüm yorumunu ancak çok teşekkür ederim :)
YanıtlaSil