10 Haziran 2016 Cuma

Emre


Seninle ilgili anılarımın çoğu çok güzel biliyor musun? Seninle msn gençliğinin çoğu gibi aynı şehirde olmamıza rağmen msnde tanışmıştık diye hatırlıyorum. Arkadaşımın süt kardeşiydin ve aynı benim gibi tam bir Potterhead'din. (Aaa ya da ilk arkadaşımın evinde karşılaşıp sonra ekleşip konuşmuş da olabiliriz bak!) Seninle birbirimize büyü ismi atıp ne büyüsü olduğunu bilmeye çalıştığımız küçük oyunu o kadar net hatırlıyorum ki sanki az önce yaşamışız gibi. Ya da ne bileyim seni sonunda kanlı canlı avm'de görüp yanındaki kardeşin ve babana aldırmaksızın yanına gelip "sen Emre'sin değil mi? Ben de Zuk" dediğim günü. Ya da seni o aralar efsane hoş bulduğumuzu ya da ne bileyim bizim için o dönemler isminin "yeşil converseli çocuk" olduğunu falan çok net hatırlıyorum. Msn'de ismin yeşil comicsans ile ~~Mr.RoRo~~ idi hatta. Ve buradaki nicknamein de roro biliyor musun.
Dostluğumuza büyük bir reklam arası girmişti ben liseye başladığım sene diye hatırlıyorum. Sonra ne olduysa tekrar konuşmaya başladık ve neredeyse HER GÜN görüşmeye. Mutsuzdun çünkü sevgilinden ayrılmıştın ve annen bunu annem ve bana dert yanmış bana "yanında olur musun?" Demişti ve ben de yanında olmuştum bütün üzüntülerini omzuma almıştım seninle birlikte. Bana "ben galiba senden hoşlanıyorum" dediğinde sana yansıtmadım ama çok hoşuma gitmişti bu durum. Ancak biz seninle sevgili değil arkadaş olmalıydık. Birbirinin üzülmesine izin vermeyen arkadaşlardan. Sonra ben sevgilim tarafından terk edildim ve boom! Sen oradaydın üzüntümü benimle beraber yüklenmek için. Ve bana "hayatın ne kadar boktan ve umursanmaya değmeyecek bir şey" olduğunu göstermek için. Çok eğlendik aslında biliyor musun? Mesela şu saçma sapan bebe tiyatrosuna gizlice girdiğimiz ve senin oradakilere kendini İngiliz olarak tanıtman çok eğlenceliydi. Berk beni üzdüğünde (berkin nicknameini hatırlamıyorum ama mal bir eski sevgilimdi) "Sevgilisini elinden alıyım mı Zuk? Bu seni mutlu eder mi?" diye sormuştun ve ben bunu yapmaya teşebbüs edeceğini düşünmediğimden "al lan" demiştim. Sen de GERÇEKTEN SEVGİLİSİNİ ELİNDEN ALMIŞTIN ADAMIN. 4-5 senedir sevgiliymişsiniz hatta nişanlanmışsınız bile. Ne güzel. Sonra ben yine çok mutsuzken beni zorla okulunun bahar şenliğine davet edip bana şarkı söyletmiştin. Kendimi şarkıya kaptırıp rezil olmuştum ama olsun. Çok güzeldi o günler. Adam Levine'in sesini Damian Rice'ın müziğini överken beraber Gece söylüyorduk. Sonra saçma salak bir nedenden küstük. Saçmaydı çok net hatırlıyorum ama gurur biliyorsun her şeyin önüne geçiyor bazen. Ha bir de unutmadan, sana çok kızdığım için iki kızı aynı anda idare ettiğini Safranbolu'daki kıza ben söylemiştim ve sen de benden zerre şüphelenmeyip "Safranboluda haberler ne çabuk yayılıyo yaaa" dediğinde utanmış kıvranmıştım pişmanlıktan biliyor musun.
Çok özel, en özel anım da sanırım ben bir ara kendimi sana kaptırır gibi olduğumda "benimsin dedim değişmez ki bu" demiştin ve senin bu dakikadan sonra her itirazımda cevabın "seninim dedin değişmez ki bu" olmuştu ya da böyle bir şeydi işte bu şarkı sözünü içinde barındıran. Bu şarkı da o rezil olduğum konserde beraber gözlerimizin içi gülerek söylediğimiz şarkıydı hatta. İnan bana ne zaman dinlesem aklıma geliyorsun. Yeşil converselerin, gözlerinin önüne düşen saçların ve utangaç gibi olan ama aslında ne hinlikler saklayan çocuksu bakışlarınla. Ve bu hayalde hep üzerinde düğmeleri açık bir gömlek, içinde tişört oluyor. Ellerin ceplerinde omuzlarını kaldırmış ve öylece gözlerinin önüne düşen saçlarının arasından utangaç ya da umursamaz bir gülümsemeyle bana bakıyorsun.
Ben seni özlüyordum biliyor musun. Geçen yaz değil de bir önceki yaz yanlışlıkla beraber oyuna girdiğimizde bana "Zuk?" demiştin şaşırarak ve ben tanıyamamış kim olduğunu sormuştum "ben emre"dediğinde yine tanıyamamış belki de ihtimal vermemiştim ve sen "benden nefret ediyorsun ya" demiştin, ben yine hatırlayamamıştım ta ki sen soyadını söyleyene kadar. Ve ben şimdi inan o kadar memnunum ki buna verdiğim "ben senden nefret etmiyorum ki" cevabından. Skype'ta "Özlemişim seni" dediğimde beni geçiştirmen kalbimi çok kırmıştı biliyor musun. Geçen yaz sizi o kafede otururken gördüğümde yanınıza gelip size sarılmayı o kadar çok istedim ki. Ama korktum beni kırmanızdan. Çünkü yapabilirdiniz hala.

Ve sen beni parçalara böldün giderek biliyor musun. Hiç ihtimal verebilir miydin buna? İnan bana ben de sana bir şey olursa haftalarca ama gizli gizli ama açık açık ağlayacağıma, boş boş duvarlara bakacağıma ve sana sarılma ihtiyacı hissedeceğime zerre ihtimal vermezdim. Karamel haber verdi bana, önce şok oldum inanamadım. Ertesi güne kadar tıkandım hiç bir duygu gösteremedim ve ertesi gün ağladım biliyor musun. Hıçkıra hıçkıra ağladım. Bilmiyorum ne kadar süre ağladım ama bana sanki saatlermiş sanki sonsuzmuş gibi geldi. Seni düşündüm, hareketsiz, hayalimde uydurduğum bir yatakta yatarken, bir daha hiç uyanamazken. Karanlıkta düşündüm daha çok sarılasım geldi ve daha çok ağladım. Hiçbir şeye odaklanamadım uzun bir süre. Gözlerini düşündüm ışıldamalarını, saçlarını düşündüm, sigara içişini düşündüm. İzlemek isteyip izleyemediğin filmleri dizileri, okumak isteyip okuyamadığın kitapları, dinlemek isteyip dinleyemediğin müzikleri ve ertelediğin yarım bıraktığın her şeyi, yarım bıraktığın hayatını düşündüm. Sana kitap okumak istedim sen o toprağın altında yatarken, seninle konuşmak sana beraber söylediğimiz şarkıları söylemek istedim. Sana seni ne kadar çok özlediğimi söylemek istedim SANA SARILMAK İSTEDİM.

Senin için şu an bir şey yapamıyorum elimden gelmiyor, mezarına uğrayamadım ve biliyorum ki uğrayamayacağım çünkü yarın buradan gidiyorum. Artık hiçbir şeyi ertelemiyorum ve ertelemeyi kesip yaptığım her şeyi senin için yapıyorum. Senin için okuyor senin için izliyor senin için dinliyorum. Senin için de bu hayatı yaşıyorum. Çünkü şu son 3-4 yıl öyle değilmiş gibi gösterse de ben seni çok seviyor ve çok özlüyorum.
Söz veriyorum seni ziyaret edeceğime ve bunları mezarının başında sana okuyacağıma. Lütfen bana seni en çok hatırlatan şu iki şarkıyı insanlarla paylaşmam konusunda kızma. Ben bu iki şarkıyı ne zaman dinlesem içimde canımı acıtan küçük bir ateş yanıyor çünkü.

(PS: diğer şarkı Gece-Ben Öldüm. İronikliği o kadar iğrenç ki midemi bulandırıyor.)
(PPS: Bir de geçenlerde şöyle bir hatırlatma geldi facebookta. Ağladım çok ağladım bunları okuyup.)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder