14 Ağustos 2016 Pazar

İçimden sevgiyi ayıkladım

İnsanın bazı şeyleri kendisine itiraf edememesi, etmek istememesi ve bundan kaçması ne kadar adice. Biliyorsun sapına kadar doğru ama yine de itiraf edemiyorsun, kaçıyorsun. Kendi zihnine kulaklarını tıkıyorsun başka şeylere yönlendiriyorsun ki düşünmesin o doğru ama üzücü şeyi.
Çok bir şey beklemiyorsun sadece yakın gördüklerininden fiziksel mesafesi en yakın olanını yanında istiyorsun. Ama olmuyor. Çok acı, insanlara hep fazla değer veriyorsun, hakettiklerinden da fazlasını, bunun böyle olduğunu en başından beri biliyorsun ama bunu da kabul etmek istemiyorsun. Daha sonra o önceden bildiğin ama dibe ittiğin şey su yüzüne çıkınca üzüntüden kahroluyorsun, içinden insanlığa dair bir şeyler kopuyor.

Şu da çok garip, yalnızsın, etrafındakilere rapmen yalnızsın ve milyonlarca kişiyle çevrili olsan bile hep öyle olacaksın. Yalnız yaşayacak, yalnız büyüyecek ve yalnız öleceksin. Belki ilk bir iki hafta mezarına gelenlerin çok olacak ama ondan sonra o nemli toprağın altında öylece yatacaksın yalnızlık tüm çıplaklığıyla o irinli iğrenç dişlerini göstererek sırıtacak sana. Hayattayken bu kadar yakınına gelemezdi biliyorsun. Görmezden gelebiliyor ya da kaçabiliyordun ama şu an kaçamazsın yalnızlığından çünkü toprağın altında o ve sen varsınız sana ayrılmış küçük oyuntuda.

İnsanlar çok tuhaf. İnsanlar ve öncelik, yakınlık anlayışları. Her bir şeyi birbirlerinden farklı algılamaları ve her zaman haklı olmaları. İnsanlar çoğunlukla beni iğrendiriyor. Kendimden de iğreniyorum evet eğer sorduğun soru buysa. İlişki kurmak istemiyorum hiçbir canlıyla ancak yalnız kalmak da istemiyorum. Ertelenmiş üzüntü yalnızlığın şimdiki üzüntüsünden daha teselli edici geliyor ve aptallık olduğunu bile bile bunu her seferinde kabul edip bağrıma basıyorum.

Aptasınız ama.
Siz ve düşünce şekliniz ve öncelikleriniz.
Hepsi aptal ve aptalca.
Bencilce ve küstahça.
Orada oturmuş yanınızda sizin gibi başka canavarlar varken ahkam kesip kalp kırıp can yakabiliyorsunuz kolayca ancak yalnız kaldığınızda canını yaktıklarınız, üzdükleriniz ve küçümsediklerinizin hayaletleri tepenizde dolanıyor. Bu yüzden kafayı yiyorsunuz. Hepiniz böylesiniz, HEPİNİZ!

Hayatınızdaki tüm gösterişe, tüm yalanlara, tüm iki yüzlülüklere ve büyüklenmelere rağmen ben içinizdeki çaresiz pisliği, titreyen korkağı görebiliyorum. Başkalarından beslenen o yaratığı da seçiyorum içinizden.

Aptalarla dolu bir dünyada kendimizi onlardan ayırabilme küstahlığına sahip bir şekilde yaşıyoruz. Ama unutulmaması gereken şudur ki hepimiz aptalız.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder