Lise 1'de oldu her şey. Lise'de aynı sınıftaydık Karamel ile. Onunla ilk nasıl konuştum ilk ne dedim ya da o ne dedi bilmiyorum ama ona dair ilk hatırladığım şey şu, ders boştu ya da hoca henüz gelmemişti derse, erkekler aralarında konuşuyorlardı, Karamel "abi müzik dinlerken uyuyakalmışım, uyandığımda şebnem ferah çığlık atıyordu kulağımda" demiş ve o anki tüm ilgimi üzerine çekmiş, onu tanımak onunla arkadaş olmak istememe neden olmuştu. Sanırımi bir seferinde de ilgimi "Harry Potter" ile çekmişti, en sevdiğimiz kitabın ne olduğunu soran öğretmene cevabı ile. Hatıralarımın bulanıklığı yüzünden lütfen kusuruma bakmayın, zira üzerinden 8 sene geçti. Tüm bunlara rağmen Karamel başta ilgimi duygusal anlamda çok da çekmemişti.
Şu an geçmişe baktığımda, samimiyetim ve cesaretim olmasaydı, her şeye "evet", "tamam", "olur" diyen biri olsaydım lise boyunca kiminle olurdum, yine birlikte büyür müydük bilmiyorum, ve sanmıyorum da hayat çizgilerimizin kısa bir süre için de olsa birleşeceğini eğer öyle bir yapım olsaydı.
Sınıf öğretmenimiz yeni açılan (1 sene önce) okulumuzun en korkulan öğretmeni olan Fizik öğretmeniydi. İlk hafta rehberlik dersinde sinirlenip bize sınıf defterini fırlatmış, sınıf defteri bunun sonucunda kabından ayrılmış, ikinci hafta ise "neden ayırdınız defteri kabından" diye bizi azarlamıştı. Yani epey korkulan değişik bir öğretmendi. Fizik öğretmeni beni neytirinin yanına oturttu en başta. Yakın arkadaştık diye hatırlıyorum. En yakın değildik galiba ben onu ara ara beni hiç umursamayan arkadaşım ile takılmak için sattığımdan ötürü ama yine de yakın arkadaştık. Neytiri 3. günün sonunda sınıfımızdan bir kızla, sarı ile yakın arkadaş oldu. Öğretmenlerimiz neden bilmiyorum o ara bizi çok boş bırakıyorlardı ve ben açıkçası çevremdekilerin muhbbetini sevmediğim için Karamel'in olduğu kısma gidip orada vakit geçiriyordum. Oyun falan oynuyorduk hep beraber. Hemen not gireyim araya, Neytiri Karamel'den hoşlanyordu o aralar.
Şimdi "eeee? Cesaret ve samimiyet olayı ne alaka" diyeceksiniz, Fizik öğretmeni yerlerimizi tekrar ayarlarken beni kapının yanına en öne oturttu. Sonrasında da kimsenin cevap veremeyeceğinden emin bir şekilde "yerinden memnun olmayan var mı?" dedi, bir tek ben el kaldırdım, öğretmen bana söz verdi ve ben "ben burada oturmam, kapı açılıp kapandıkça toz geliyor, benim farenjitim var hasta olurum sürekli" dedim. Hoca gülerek "Allah allah demek farenjitin var! O zaman arkaya oturturum seni, göremezsen de benim sorunum değil" dedi ve Neytiri ile yerimi değiştirdi.
Normalde oku sıraları iki iki iki şeklinde olur ama bizim okulumuz yeniydi ve binamız yoktu bu yüzden güzel sanatlar lisesi ile aynı binada eğitim görüyorduk, mülteci gibiydik. Sınıf olarak ise onların etüt odalarını kullanıyorduk bu yüzden bizim sıralarımız üç iki iki şeklinde sıralanıyordu. En arkanın bir önüne, Karamel'in önündeki sıraya geçirdi beni öğretmen. VE arka 6'lı bu şekilde başladı!
Arka 6'lı en arka duvar kenarından öne sırasıyla Karamel, Kara, Tiyatrocu, ön sırada tiyatrocunun önünde ben, kelebek ve yine duvar tarafında bal'dan oluşuyordu. Günler, dersler harika geçiyordu, derslerde konuşuyorduk ama öğretmenler soru yönelttiğinde hep doğru cevapları veriyorduk, boş derslerde sadece 6mız oyunlar oynuyor dışarıdan kimsenin oynamasına izin vermediğimiz gibi izlemelerine izin veriyorduk bir de.
kalanını bölüm 2'de anlatacağım... :3
eskileri hatırladım sayende yaa fizikçinin defter fırlatıp sonra da niye ayırdınız diye sormasına ne güldüm heyy gidi günlerr :D:D
YanıtlaSilÇok değişik bir adamdı fizikçi ya. Fiziğim rezzaletti ama bana size kızdığı kadar kızmıyordu, muhtemelen "bu kızın da kafası bu kadar basıyor yazık" diye düşünüyordu :D Yazılı kağıtlarının mükemmel simetrisini (!) de hatırlatmak isterim sana ^^
Silajandaydı o :D son bölüme kadar okuyup sana delice kızıyorum şu anda. Sevdiğin için değil. Her defasında seninle barışmak isteyen madem oydu neden gurursuzu oynadın o kadar zaman? Herkes ne onursuz kız diye düşünürken gerçekleri söyleyecek kadar cesur olamaman ne acı! Bu kadar kör olacak kadar sevmen... Sevmek kendini bulmaktır, kendini kaybetmek, hiç etmek değil.
YanıtlaSilİkisi de olabilir ben ilk defter attı baktı yırtılıyor sonra ajandaya geçti diye hatırlıyorum. Herkes barışmak isteyenin o olduğunu biliyor diye düşünüyordum ben. Son cümlene kesinlikle katılıyorum. O zamanlarki çocukluğuma ve aptallığıma veriyorum korkaklığımı ve gurursuzluğumu. Ama biliyor musun, iyi ki bunların tümünü o zamanlar yaşamışım da şu yaşımda yaşayıp kendimi rezil etmemişim. :)
Sil