3 Aralık 2018 Pazartesi

'18in özeti

Birbirimizi uzun süredir tanıyorduk, bana ilgisi olduğunun farkındaydım ve bu hoşuma gidiyordu ama hiç ikimizi birlikte düşünmemiş hatta buna ihtimal bile vermemiştim. Sonra nasıl olduysa oldu, sokakta yürürken onunla hiç alakasız zamanlarda ve yerlerde gülüşü, sesi, bakışları aklıma geliyor kalbim yerinden çıkacak gibi atmaya başlıyor ve kızarıyordum utanıp. Bu dedim acaba aşk olabilir mi? Sanırım da öyleydi. Dedim ki kendime "bana bak Zuko, bu sefer bu işi düzgün yapacaksın. Aklında başka hiçbir şey olmayacak. İnadını kıracaksın." Ve öyle de yaptım. Her şey süper gidiyordu. Birbirimizden bir dakika ayrı kalamıyorduk. Benim sayemde artık uyuyamama problemi çözülmüştü. Benim ağzımdan çıkan her şey yapılıyordu, tabi onu da. İşten çıkıp yanına gidiyordum. Bazen yarı yolda buluşuyorduk, birbirimize yaklaştığımızda ona doğru koşup boynuna atlıyordum o ise beni etrafında döndürerek öpüyor sonra yere bırakıp elimi tutuyordu. Beraber sokakta geziyorduk, ben saçmalıyordum o da beni dinleyip bana gülüyordu. Onun güldüğünü görmek gerçekten çok güzel ve rahatlatıcıydı zira bütün yaz çok mutsuzdu ve bu durum beni çok üzüyordu. Abisinin düğününe götürdü beni şehir dışındaki, aynı evde ayrı odalardan mesajlaşıyorduk. Beni büyüdüğü yerlerde gezdiriyordu. O şehirdeyken o kadar canlı ve çocuk gibiydi ki o heyecanlandıkça ben de heyecanlanıyordum. Çok hareketli bir filmi izlemek gibi bir duyguydu. Dönüşümüz de mükemmeldi. O yayındayken ben kulağımda kulaklık puzzle ile uğraşıyordum, yayın aralarında gelip bana sarılıp yanağıma öpücük kondurup gidiyordu. Çarşamba sabahları izin günümdü, sabah 10 gibi uyanıp gidip kahvemizi alıyorduk, sohbet ediyorduk sonra ben işe gidiyordum. Beraber bir şeyler izlemeyi ya da o oyun oynarken onu seyretmeyi çok seviyordum.
Sonra her şey değişmeye başladı. Bana kötü davranmaya kendi kabuğuna çekilmeye başladı. Ben böyle durumlarda yanımda olunmasını sevdiğim için onun yanında olmaya çalıştım çünkü ben de iyi değildim ve benim de ona ihtiyacım vardı. Ama hiçbir şey planladığım gibi gitmedi. Ben yanına gittikçe benden daha çok kaçtı. Bu daha önce de olmuş bir şeydi bu yüzden çok paniklemedim, düzeleceğini düşündüm. Ancak o çabuk pes etti. Gitti. O gittikten sonra mahvoldum. Dibe düştüm. Hiçbir şeyim kalmadı. Kendimi çok zor toparladım, ama toparlamayı başardım. Şu an enkazdan geriye çok bir şey kalmadı sadece üzerindeki tozları  süpürüyorum. En azından onunla ilgili olan kısımları içimde bitirdiğime inanıyorum.
Çünkü ne o ne de ben aynı kişi olamayız. Zaman da bir nehir gibi akıp gidiyor. Aynı kıyıda olsan bile dokunduğun su aynı su değil. Beni toparlayan da bu düşünce oldu. Ama bu olayın içimde yarattığı kırıkların hepsini fark etmediğime inanıyorum, en büyük korkum ise ileride oluşabilecek güzel şeyleri bu olayın kırıkları yüzünden kaybetme ihtimalimin çok yüksek olması.
Aslında biliyorum hak ettiğimi güzel hisleri ama yine de kabul edemiyorum.
Ya çok korkarsam ve korkudan dolayı kaybedersem?
Ya çok güvenirsem ve bu güvenim sonucunda kaybedersem?
Ya yine aynı şey olursa?
Ya aynı şey olmaz ama ben aynı şeyi hissedemezsem?
Çok korkuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder