O dönemler Alacakaranlık çok ünlüydü hatırlıyor musunuz? Ben o seriyi herkesten önce okumuş, sindirmiştim. Malesef ki yeniay'ı okuma dönemim karamel'in beni terk ettiği döneme çok yakındı. Şu yazımda da belirttiğim gibi ben okuduğum kitaplardaki karakterlerle kendimi çok özdeşleştiririm. O dönem ben Bella'ydım.
"Zaman geçiyordu... İmkânsız göründüğü zaman bile... Hatta saatin her tik tak edişi insanın canını acıtsa da... Yavaş yavaş geçiyordu saniyeler... Yalpalayarak ve sessizliklerin içinde sürünerek... Ama bir şekilde geçiyordu. Benim için bile..."Okul açılana kadar hiçbir şeyin o kadar da farkında değildim ancak okullar açıldığında hava benim için daha da ağırlaştı, zaman daha yavaş ve tırtıklarıyla ruhumu kazıyarak geçmeye başladı. O oradaydı, 2 metre ötemde duruyordu ama dünyanın merkezi kadar da uzaktı bana. Bakışları buzul keskinliğindeydi. Göz göze gelmeye görelim, iliklerime kadar buz kesiliyordum. Arkadaşlarına, arkadaşlarıMıza o kızdan bahsettiğini duyuyordum. Kara patavatsızlık yapıp "İzmir'denmiş kız. Annesinin arkadaşının kızı mıymış neymiş, resmini gösterdi bize güzel kız" dediğinde verecek tepki bulamadım. Evet tepkilerimi yitirmiştim. Sanki onlarla aynı boyutta değildim. Her şeyi görüyor, duyuyor ama hiçbir şey hissedemiyordum. Ben de derslerime ağırlık verdim. Matematik problemlerinin içinde kaybolmaya çalıştım, fonksiyon çözerken yerine başkası tercih edilen bir paçavra olduğumu düşünmek zorunda kalmıyordum. Ya da o kızın ne kadar güzel olup benim ne kadar çirkin olduğumu...
Her ayrılığın aşamaları vardır, çok ağır yaşadım her birini. Nefret ettim ondan, bu içimdeki iğrenç duygudan, o kızdan, hayattan, HER ŞEYDEN. Aldığım her nefesle ciğerlerime dolan şey oksijen değildi katrandı sanki. "Sarışınlar boktur" dinlediğimi hatırlıyorum o dönem. Hatta o duysun diye yanından geçerken şarkıdan küçük bölümler söylediğimi, onun da duyup bana buz bakışlarıyla baktığını hatırlıyorum.
"Ama birgün kalktığımda anladım artık yoktunSonra bir gün İngilizce öğretmenimiz ile dersin son 5 dakikasında sınıfça ettiğimiz muhabbetlerden birinde herkesin duyabileceği şekilde dedim ki "hocam ben aşka inanmıyorum, bence aşk diye bir şey yok." Öğretmenimiz her şeyin farkındaydı ve dedi ki "Zukocum, emin ol bu düşüncelerin değişecek. Seni üzen şeyin seni nefretle doldurmasına izin verme". Benim ardımdan karamel söz alıp "hocam ben duydum ki en gerçek aşk insanın 16 yaşında yaşadığıymış, bir daha asla o kadar sevemezmiş insan" dedi. Ben matematik soruma döndüm, ama içim allak bullaktı. Kalbimin duvarlarını tırnaklarıyla kazıyarak daha yeni kabuk bağlamaya başlayan yarayı yine kanatmayı başarmıştı. Bu dönemimde en çok yanımda olan kişi sıra arkadaşım kelebekti. İkinci dönemde başka bir binaya taşınmıştı okulumuz ve artık sıralar klasik 2 2 2 şeklinde diziliydi, yani arka 6lı derslerde ayrılmıştı. Kelebek benimle oturmuştu o dönem. Kelebek, seni o kadar çok seviyorum ki, şu an geçmişe döndüğümde iyi ki senin gibi bir arkadaşım olmuş diyorum. Çok yanımda oldun o "bella" dönemlerimde. Her neyse, bir gün bir soruda çok tıkandım, arkalarda oturan Kara'ya yolladım soruyu, arkaya bakıp ne yaptığını kontrol ediyodum ki kitabı karamelin isteyip soruyu çözdüğünü gördüm. Kaskatı kesilip önüme döndüm. Kitap geldi, soru soldaki sayfanın en son sorusuydu, kara'ya teşekkür edip çözümü inceledim, nasıl olduğunu anlayıp sildim ve tekrar çözdüm. Bir sonraki soru bir yan sayfadaydı, ona geçtiğimde sanki biri kalbimi binlerce kılıç darbesiyle delik deşik etti. Sanki üzerime binlerce ton ağırlık düştü, sanki zaman durdu ve ben hareket edemez, nefes alamaz oldum:
Sonra gördüm başkasıyla ooo çabuk unuttun
Şimdi senin düşmanınım mutsuzluğun mutluluğum
Resmindeki gözleri oyup baş ucuma koydum
Bakıp bakıp tükürdüm sana seni unuttum
Anlamama yardım ettin aşk yoktur ve sarışınlar boktur"
"Seni özledim"yazmıştı sorunun altına. Onun yazısıydı. refleks olarak arkama döndüm, göz göze geldik sonra gözlerini kaçırdı ve kara ile konuşmaya devam etti. İnanın ne yapmaya çalıştığını ben de bilmiyordum. Mutlu muydum? Hayır. üzerini binbir zorlukla kapattığım yaraların her seferinde tekrar dikişlerini çekip koparıyordu. Teker teker. Acıta acıta. Her nefes alışımda küçük kalbime sanki binlerce cam parçası girip çıkıyordu. Çok zor da olsa duvarlarımı sağlamlaştırıp bu yaptığını görmezden geldim çünkü onu yazmış olmasına rağmen bana kötü davranmaya devam etti.
Size biraz karamelin kişisel özelliklerinden bahsedeyim, birlikteyken çok iyidir ama ayrıysak o kadar kontrollüdür o kadar kendini tutar ki annesine küfür etseniz bile, ben ölüyorum, intihar ediyorum deseniz bile umrunda olmaz, umrundaysa bile asla belli etmez. Aramaz. Mesaj atmaz. Selam vermez. Sanki insan değilsinizdir, sanki onun en değerli şeyini elinden almış ve yok etmişsinizdir. Karamelin eski sevgilisiyseniz karamel size (özellikle de bir "sevgilisi/flörtü varken") aynı böyle davranır.
Bana tam da böyle davranmaya devam ediyordu. Bir gün okulumuza bir üniversiteden gelip seçeceğimiz bölümleri ve ileride ne olmak istediğimizi sordukları bir seminer yaptılar. Hepimiz katıldık bu seminere. Ben dil seçecektim. Ve hatta okula dil seçecek benimle birlikte sadece 3 kişi vardı. Bana bununla ilgili bir sorumluluk verdiler sanırım, hatırlamıyorum. Karamel bununla ilgili bir soru sordu, ben cevapladım.- HER ŞEY ÇOK NORMALDİ! - Sonra ben eve giderken okulun kapısında beni durdurup elime bir kağıt sıkıştırıp koşarak sevisine gitti. Evim o dönem okulun yeni binasına yakındı ve ben yürüyerek gidiyordum okula bir arkadaşımla. Eve gidene kadar 5 defa okudum o mektubu. İçeriğini net olarak hatırlamasam da özetle beni özlediğini, yaptığı şeyin çok yanlış olduğunu bildiğini, bir şans istediğini, bensiz yapamadığını falan yazmıştı. Bu defa o kahrolası kelebekler doldu yüreğime. Açtığı her yarayı öpücükleriyle kapattılar. Onlar kanat çırptı, benim duvarlarım yıkıldı. Onlar kanat çırptı, ben karamele bir adım daha yaklaştım. Sanki göğüs kafesimin içinde çöller varmış da yağmurlar yağmış gibi oldu. Her bir damlada daha da nefes aldım. Dünya daha renkli oldu..
(tabiki de burada bitmedi ve tabiki de artık her şey güllük gülistanlık değil. Sadece bugünlük bu kadar. Teşekkürler!)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder